2 Ağustos 2010 Pazartesi
ORMAN GÜLLERİ TÜRKİYE'Yİ SARACAK Karadeniz'e özgü bir çiçek olan orman güllerinin cadde ve sokakların yeşillendirilmesi için üretimi proje kapsamında yaygınlaştırılacak. Karadeniz'e özgü bir çiçek olan orman güllerinin üretim alanları genişletilerek cadde ve sokakların yeşillendirilmesi, Türkiye'nin elverişli noktalarında çevre düzenlemesinde kullanılması planlanıyor. TAGEM tarafından desteklenen ve Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından yürütülen "Türkiye Orman Güllerinin Toplanması ve Kültüre Alınması" projesi, aynı zamanda Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Fen Bilimleri Enstitüsü Bahçe Bitkileri Anabilim Dalı'nda doktora tez projesi olarak yürütülüyor. Projede, Türkiye'de doğal olarak yayılış gösteren orman güllerinin, süs bitkisi potansiyeline sahip olanlarının, özelliklerine göre doğadan selekte etmek, bitkileri çoğaltmak ve projenin devamında hazırlanacak olan yeni projeler için genetik materyali hazır hale getirmek amaçlanıyor. 2011 yılı sonunda tamamlanması planlanan proje, Artvin, Rize, Trabzon, Giresun, Ordu ve Samsun olmak üzere toplam altı il sınırları içerisinde yürütülüyor. Bitkilerin çiçek açmaya başladığı dönemlerde arazi gezilerine çıkılarak, morfolojik özelliklerine göre tipler seçilip, gerekli ölçüm ve gözlemler yapılıyor. Seçilen her tip için toprak örnekleri alınarak analiz ettirilip, orman güllerinin doğal yetişme ortamları hakkında daha ayrıntılı bilgi sahibi olunuyor. Avrupa'dan ağırlık ihraç edilen orman güllerinin, çalışma sonrasında Türkiye'de üretim alanın geliştirilerek, özellikle cadde ve sokakların yeşillendirilmesi, çevre düzenlemelerinde kullanılması planlanıyor. Türkiye'de 12 çeşidinin olduğu bilinen orman gülleri kurak alanlar dışında, Kuzey Yarımküre'nin tamamı ile Güney Yarımküre'de Güneydoğu Asya ve kuzeydoğu Avustralya'ya kadar dağılım gösteriyor. Himalaya Dağları'nda, orta Nepal ve Sıkkım ile doğuda Yunnan ve Sichuan bölgeleri arasında en zengin tür çeşitliliği görülüyor. Çin, Hindi Dağları, Kore, Japonya ve Tayvan tür çeşitliliği bakımından diğer önemli alanlar arasında bulunuyor. Ayrıca, Güneydoğu Asya ile Kuzey Avustralya arasında yer olan Borneo Adası'nda 55, Yeni Gine Adası'nda 164 tür olmak üzere, önemli sayıda tropikal ormangülü türü bulunuyor. Kuzey Amerika ve Avrupa kıtaları ise daha az sayıda türe sahip. Mor çiçekli ormangülü ise Karadeniz Bölgesi'ne özgü bir tür olarak biliniyor. Orman gülleri Türkiye'de Karadeniz Bölgesi'nin bol yağış alan dağlık kısımlarında bulunuyor. Doğal olarak yetişen 5 ormangülü türü bulunuyor. Ayrıca bir çok melez ormangülü taksonu da tespit edildi. Sarı çiçekli ormangülü Batı, Orta ve Doğu Karadeniz, Mor çiçekli ormangülü bütün Karadeniz sahili boyunca, Kafkas ormangülü Rize, Trabzon, Artvin, Pembe çiçekli ormangülü Rize, Artvin, Beyaz çiçekli ormangülü Artvin'de ağırlıklı olarak yer alıyor.
1 Ağustos 2010 Pazar
trakya maceralarından sunumlar
geçen hafta kovanlarımızı yeni çiftlikten çatalcaya taşımaya karar vermeden önce 19 adet sırlanmış alanları yarı ya yakın ve silkelendiğinde bal damlamayan çıtalar getirdiydim işlerin yoğunluğu nedeni ve daha ziyade alemdağın dışında olduğundan sağımlarını gerçekleştiremediydim bu gün öğleden sonra işim bittiğinden soluğu arılıkta aldım hem ana arıları satılan kutulara meme dağıttım sonrasında da sağım işini gerçekleştirdim
bu aç çiçeği tarlasının arka kısmında söğüt ağaçlarının bulunduğu alan sulak bir alan ve bu bitki bu alana çok geniş alana yayılmış durumda
bu arada geçen haftalarda yayınladığım bu görüntülerdeki arıların sahiplerinden biri rize fındıklılı hemşerime ait kendisine teşekkür ediyorum telefonla 10 dakikanın üzerinde konuştuk konumuz karnıyıl arısı idi allah nasip ederse fındıklıda arıcılık yapan kardeşine 2 adet deneme yapması için ana gönderecem rize çayelinde harika olan karnıyıl oradada iyi bir sonuç çıkaracağını düşünmekteyim çünkü benim bulunduğum alemdağın reşadiye köyü tamamen karadeniz iklimi ve bitki örtüsüne sahip kestane,akasya,ıhlamur,ve aynı familyadan olan meyve çiçekleri mevcut bu yüzden fındıklıdada karnıyılın üstün başarı elde edeceğine eminim.buradaki arıcılardan biri yine benimle aynı ilçeden olan faik taşkın kendisi ile sanal arıcılık sayesinde tanıştık fakat memleketten babasını çokiyitanımaktayım.
buadaki karadeniz üsülü karakovanı gördüğümüzde yunus kantar ile birlikte bu arıcının mutlaka laz olduğunu konuşmuştuk
sağımını gerçekleştirdiğim 18 çıtadan takriben 45 kg ım üzerinde bal sağımı yaptım bir çıta tamamen parçalandı ve tamamen çıtadan düştü, inşallah şimdi götürdüğümüz yerde akım olurda sırlamalarını tamamlarlar.
deponun biraz güneş altında oluşundan 1 haftada balların epeyce suyu uçtu kıvamı biraz daha koyulaştı yanlız dikkatimi çeken süzdüğüm bu çıtalarda ayçiçeği balından ziyade sulak alanlarda yetişen bu bitkinin salgiladığı balının ağırlıkta olduğunu düşünmekteyim
bu arada geçen haftalarda yayınladığım bu görüntülerdeki arıların sahiplerinden biri rize fındıklılı hemşerime ait kendisine teşekkür ediyorum telefonla 10 dakikanın üzerinde konuştuk konumuz karnıyıl arısı idi allah nasip ederse fındıklıda arıcılık yapan kardeşine 2 adet deneme yapması için ana gönderecem rize çayelinde harika olan karnıyıl oradada iyi bir sonuç çıkaracağını düşünmekteyim çünkü benim bulunduğum alemdağın reşadiye köyü tamamen karadeniz iklimi ve bitki örtüsüne sahip kestane,akasya,ıhlamur,ve aynı familyadan olan meyve çiçekleri mevcut bu yüzden fındıklıdada karnıyılın üstün başarı elde edeceğine eminim.buradaki arıcılardan biri yine benimle aynı ilçeden olan faik taşkın kendisi ile sanal arıcılık sayesinde tanıştık fakat memleketten babasını çokiyitanımaktayım.
buadaki karadeniz üsülü karakovanı gördüğümüzde yunus kantar ile birlikte bu arıcının mutlaka laz olduğunu konuşmuştuk
26 Temmuz 2010 Pazartesi
dün arılarımızın durumlarını kontrol etmek üzere sabah erken saatte tekirdağ yeni çiftliğin yolunu tuttuk arılığa vardığımızda arılarda hiç bir faaliyet olmadığını tespit ettik çok az bir bal akımı vardı ama etraftaki bütün tarlalarda çiçeklerin bal verme dönemi geçmişti geçen gelişimizde ki bal mevcudünün üzerine pek önemli bir miktar ilave olmuş değildi yani.o zaman ben ayrıntılı kontrol yapmamıştım bu sefer hem biraz bal almak hemde durumları hakkında fikir edinmek maksadı ile genel bir kontrol yaptık yunusun ve benim kovanları yunusunkinlerde sırlama olayı yeterli olmadığından çerçeve almadık sadece kontrol ile yetindik ben ise sırlanaları iyi durumda olan 19 çıta aldım.
ekip üyelerinden necmi erenoğlu kadeş yoldan giderken gezginci arılığa başladığımız ilk yıllardaki arı koyduğumuz çatalcaya gitmeden hemen viyaduğun kenarındaki tarlalarda henüz açmamış tarlaların olduğunu gözlemledi. bu vaziyettede önceden bulunduğumuz yerde yeterli akım olmadığından doldurup sırlama yapamayacağı kanısında idik ekip olarak işimizi bitirip istanbula dönüşe geçtik ama önce çatalcadaki tarlalarda gözlem yapıp durum müsait ise buraya transfer etmek kolonileri
geldik çatalcaya tarlaları kontrol etmeye henüz yeni açmış tarlaların olduğu gibi henüz hiç açmamış bir çok tarlalar mevcut idi kararı verdik ekip olarak. tarlanın sahibi önceki yıllardan tanıdığımız arkadaşı bulduk meratlı köyünden gittik baktık tekrar kendisi ile tam koyacağımız yerin tespitini yaptık iş araç bulmaya geldi kamyonet yok köyde olanlarda arı işine gelmiyorlar zoraki bulduk adam 15 dak oradayım diyor 2 saat tan fazla bekletti bizi sonuçta 24 de vardık arıları yüklemeye başladık mesafe biraz uzak olduğu için yüklemede oldukça zorlandık saat 03 30 cıvarlarında indirdik arıları kamyoneti yolladık biraz düzenleme yaptık
inşallah havalar iyi giderde buradan alacakları ballar ile sırlamalarını tamamlarlar şu an kolonilerimde kuluç kalıkta hiç bal yok denecek kadar az bal var.8-9 çıtada açık ve kapalı yavru mevcut leri var.bu yıl ana arı üretiminde biraz aşırı hırpalandı kolonilerim karnıyıl olmayan kolonileri parçalayıp ana üretimi yapacaktım o koloniler istenen gelişmeyi sağlamayınca birde hedeflediğim miktarsan fazla koloni satışım oldu bu yüzden bu yıl 2 kat kuluçkalıkla çalışma olasılığım olmadı ya nasip seneye. burada zaten kalacağımız 10-12 gün kadar ramazan gelmeden önce kolonilerimizı kötürmüş olacaz inşallah iyi bir bakım yaptıktan sonra köyde ramazan sonrasında tekrar pürene götürecem allah nasip ederse havalar yağışlı geçtiğinden bu yıl püren balı iyi olacak gibi
ekip üyeleri oldukça yorgun bir gece geçirdik dönüş hazırlıkları başladı
yunus kantar oldukça fazla yorulanlardan üstelik birde 100km cıvarında gaz basacak birde etti 3 öylemi
emica yani ömürde 3. gece sabah lamak.
16 Temmuz 2010 Cuma
DELİ BALIN SIRRINI FARELER ÇÖZECEK
Deli bal için KTÜ’de 2 yıldır sürdürülen çalışmalarda kocakarı şifası olarak bilinen ve zehirlenmelere neden olan deli bal için 130 fare üstünde deney yapıldı.
Arıların, özellikle Doğu Karadeniz Bölgesinde doğal olarak yetişen ‘dağ gülü’ ya da ‘yayla çiçeği’ adlı bitkinin nektarından ürettikleri ve tarihte ilk kimyasal silah olarak kullanıldığı bilinen ‘deli bal’ için yapılan 2 yıllık araştırma bu ay sona erecek. Kocakarı şifası olarak bilinen ve zehirlenmelere de neden olan deli bal için 130 fare, 30 insandan alınan bulgularda olumlu sonuçlar alındı. Deney sırasında şeker hastası yapılan farelere deli bal yedirilerek, farelerdeki değişimler takip ediliyor. Deli bal için KTÜ’de 2 yıldır sürdürülen deneyleri kamera ve fotoğraf sistemiyle takip eden ekipte; KTÜ Acil ABD Başkanı Doç Dr Abdülkadir Gürbüz, KTÜ Acil ABD Başkanı Prof Dr Ahmet Ayar, Acil doktorlarından Dr İsmet Eraydın ile asistan Ömer Faruk Kalkan yer alıyor. BALDAN ZEHİRLENENLER FAZLA
Ekibin başında yer alan ve 2 yıldır deli bal konusunda önemli araştırmalara imza atarak Çin’de dünyanın tüm bilim adamlarının buluşacağı acil tıp konferansına davet edilen Doç Dr Abdülkadir Gürbüz, şunları kaydetti: “Halk arasında ağrı kesici, tansiyonu düşürdüğü, mide bağırsak hastalıklarına iyi geldiği, cinsel gücü arttırdığı yönünde inanışlar olması nedeni ile bu balı kocakarı şifası olarak nitelendiriyorlar ve çok yaygın olarak tüketiyorlar.” KALP PİLİ TAKIYORUZ “Deli bal her ne kadar halkımız tarafından kestane balı olarak bilinse de aslında arıların komar ve zifin çiçeklerinden elde ettiği baldır. Özellikle yaz aylarında, acil servislerimize bal tutması olarak bilinen baldan zehirlenme nedeniyle çok sayıda hasta başvurmaktadır. Bazı çok ağır vaklara ise çok düşük tansiyon ve kalp hızı nedeni ile geçici kalp pili takıyoruz. Bu pili 2–3 gün sonra alıyoruz ve normal yaşamlarına dönüyorlar.” ZEHİRLER BELKİ ÖLDÜRÜR “Sonuç olarak önemli veriler elde ettik. Bunları Çin’de de açıklayacağım. Şeker hastalarına, epilepsi hastalarında denenebileceğini düşünüyoruz. Alternatif tıpta kullanılan verilerin artık tıp tarihinde yerini almasını istiyoruz. Dünyada sadece bu bölgede olan ve cinsel gücü artırdığını da tespit ettiğimiz bu balın ağrı kesici özelliği, tansiyon düşürücü, nabzı yavaşlatıcı özellikleri bulunduğu yönünde verilerimiz var. Bir çay kaşığı insana yarar sağlar, fazlası ise zehirlenmeye hatta ölüme bile götürebilir.” BALLA İLK YUNAN ORDUSU MAĞLUP OLDU Deli bal zehirlenmesi ilk defa MÖ 401’de, Atinalı tarihçi ve ordu komutanı Olan Xenephon tarafından tanımlanmıştır. Xenephon, Anabasis adlı eserinde Pers kralı Ataxerses II’ye karşı yapılan bir seferde, Türkiye’nin Doğu Karadeniz bölgesinde konakladıkları yerde, deli bal yiyen askerlerin zehirlendiğini rapor etmiştir. Xenophon tarafından deli bal ile zehirlenme şu şekilde anlatılmıştır: “Burada hepinize sesleniyorum! Onların arzularını kışkırtan tek şey içleri bal ile dolu sayısız bal petekleriydi. Bal peteğinden tadan askerler ishal ve kusmadan harap düştüler ve bacaklarının üzerine kalkamaz hale geldiler. Sarhoş olmuş, delirmiş ve ölümün kapısında yere kapaklanmış şekildeydiler.” ROMALILAR BİTKİN DÜŞTÜ “Yüzlercesi yere yığılıp kaldı. Ertesi gün ise hiç biri ölmedi ve hemen hepsi balı yedikleri saatten tam bir gün sonra aynı saatte güçlerini toplamaya başladılar 3. ve 4. gün bacakları üzerinde durur hale geldiler.” Yine deli bal MÖ 67’de Kral Mithradates IV tarafından, Kuzeydoğu Anadolu’da Pompeyin ordularına karşı kullanılmıştır. Başdanışman, Yunanlı tabip Kateus’un tavsiyesi üzerine, ilerleyen Romalıların yolu üzerine içi deli bal ile dolu petekler yerleştirilmiş ve taktiksel bir geri çekilme yapmıştır. Bu peteklerden yiyen Romalılar bitkin düşerek kolayca etkisiz hale getirilmiştir.
Arıların, özellikle Doğu Karadeniz Bölgesinde doğal olarak yetişen ‘dağ gülü’ ya da ‘yayla çiçeği’ adlı bitkinin nektarından ürettikleri ve tarihte ilk kimyasal silah olarak kullanıldığı bilinen ‘deli bal’ için yapılan 2 yıllık araştırma bu ay sona erecek. Kocakarı şifası olarak bilinen ve zehirlenmelere de neden olan deli bal için 130 fare, 30 insandan alınan bulgularda olumlu sonuçlar alındı. Deney sırasında şeker hastası yapılan farelere deli bal yedirilerek, farelerdeki değişimler takip ediliyor. Deli bal için KTÜ’de 2 yıldır sürdürülen deneyleri kamera ve fotoğraf sistemiyle takip eden ekipte; KTÜ Acil ABD Başkanı Doç Dr Abdülkadir Gürbüz, KTÜ Acil ABD Başkanı Prof Dr Ahmet Ayar, Acil doktorlarından Dr İsmet Eraydın ile asistan Ömer Faruk Kalkan yer alıyor. BALDAN ZEHİRLENENLER FAZLA
Ekibin başında yer alan ve 2 yıldır deli bal konusunda önemli araştırmalara imza atarak Çin’de dünyanın tüm bilim adamlarının buluşacağı acil tıp konferansına davet edilen Doç Dr Abdülkadir Gürbüz, şunları kaydetti: “Halk arasında ağrı kesici, tansiyonu düşürdüğü, mide bağırsak hastalıklarına iyi geldiği, cinsel gücü arttırdığı yönünde inanışlar olması nedeni ile bu balı kocakarı şifası olarak nitelendiriyorlar ve çok yaygın olarak tüketiyorlar.” KALP PİLİ TAKIYORUZ “Deli bal her ne kadar halkımız tarafından kestane balı olarak bilinse de aslında arıların komar ve zifin çiçeklerinden elde ettiği baldır. Özellikle yaz aylarında, acil servislerimize bal tutması olarak bilinen baldan zehirlenme nedeniyle çok sayıda hasta başvurmaktadır. Bazı çok ağır vaklara ise çok düşük tansiyon ve kalp hızı nedeni ile geçici kalp pili takıyoruz. Bu pili 2–3 gün sonra alıyoruz ve normal yaşamlarına dönüyorlar.” ZEHİRLER BELKİ ÖLDÜRÜR “Sonuç olarak önemli veriler elde ettik. Bunları Çin’de de açıklayacağım. Şeker hastalarına, epilepsi hastalarında denenebileceğini düşünüyoruz. Alternatif tıpta kullanılan verilerin artık tıp tarihinde yerini almasını istiyoruz. Dünyada sadece bu bölgede olan ve cinsel gücü artırdığını da tespit ettiğimiz bu balın ağrı kesici özelliği, tansiyon düşürücü, nabzı yavaşlatıcı özellikleri bulunduğu yönünde verilerimiz var. Bir çay kaşığı insana yarar sağlar, fazlası ise zehirlenmeye hatta ölüme bile götürebilir.” BALLA İLK YUNAN ORDUSU MAĞLUP OLDU Deli bal zehirlenmesi ilk defa MÖ 401’de, Atinalı tarihçi ve ordu komutanı Olan Xenephon tarafından tanımlanmıştır. Xenephon, Anabasis adlı eserinde Pers kralı Ataxerses II’ye karşı yapılan bir seferde, Türkiye’nin Doğu Karadeniz bölgesinde konakladıkları yerde, deli bal yiyen askerlerin zehirlendiğini rapor etmiştir. Xenophon tarafından deli bal ile zehirlenme şu şekilde anlatılmıştır: “Burada hepinize sesleniyorum! Onların arzularını kışkırtan tek şey içleri bal ile dolu sayısız bal petekleriydi. Bal peteğinden tadan askerler ishal ve kusmadan harap düştüler ve bacaklarının üzerine kalkamaz hale geldiler. Sarhoş olmuş, delirmiş ve ölümün kapısında yere kapaklanmış şekildeydiler.” ROMALILAR BİTKİN DÜŞTÜ “Yüzlercesi yere yığılıp kaldı. Ertesi gün ise hiç biri ölmedi ve hemen hepsi balı yedikleri saatten tam bir gün sonra aynı saatte güçlerini toplamaya başladılar 3. ve 4. gün bacakları üzerinde durur hale geldiler.” Yine deli bal MÖ 67’de Kral Mithradates IV tarafından, Kuzeydoğu Anadolu’da Pompeyin ordularına karşı kullanılmıştır. Başdanışman, Yunanlı tabip Kateus’un tavsiyesi üzerine, ilerleyen Romalıların yolu üzerine içi deli bal ile dolu petekler yerleştirilmiş ve taktiksel bir geri çekilme yapmıştır. Bu peteklerden yiyen Romalılar bitkin düşerek kolayca etkisiz hale getirilmiştir.
13 Temmuz 2010 Salı
GURBETTEKİ ARILARIMIZI ZİYARET
bugün sabah erken saatlerde ekip üyeleri bir araya gelerekgürbetteki arılarımıza ziyarete gittik açıkça arılarımın ama kestane balından ama atmosferdeki zehirli gazlarile birlikte yağan çizeden yada benimana kutularının oluşturmamdan açıkçası siz ne düşünürseniz ondan kolonilerim oldukça zayıf bir şekilde götürdüm trakyaya hiçte umudum yokdu bal olacağından önce bana emanet olan 2 koloniyi açtım güçleri itibarı ile hiçyok denecek kadar balları yoktu bu iki kolonide karnıyıl değil sıradan benim kolonileri açmaya başladık laz yunus kantar ile beraber kovanları açtıkça ağzım kulaklarıma varmaya başladı sevinçten oldukça iyi idi çekilen bal 8 gün içinde oldukça iyi idi katlardaki 10 çıtada balmiktarıoldukça iyiidi eğer bir haftada ha hava böyle güzel giderse rekorte çok süper olur inşallah.
bu koloninin ketanede 7çıta balı vardı bunlar süzülüp kendi çıtaları nı yine kendine verdiydim 3 adette temel petek verdiydimeskiçıtaları bal ile dolduruldu temel petekler kabartılıp yine bal il dolduruldu
ayrıca bu yıl trakyada dikkatimi çeken konu polen olmayışı bu çıta tamamı ile polen ile blokeli idi poen stokları eritilmiş hatta ekip üyelerimizden necmieren oğlu ile anlaşma yaptıydıkpolen blokeli çıtaları verecekti bana bende yerine çıta ve temel petek verecektim yunus ile ben kolonilerimizi önceden iç düzenlemelerini götürmeden yaptığımızdankontrollerimiz çok çabuk bitirdik onlarda bitirip yanımıza geldiklerin de neco kaçtane polenli çıta çıkardın dediğimde polenler harcandı çıtalarda polen blokeleri kalmadı dedi
ayrıca ayçiçeklerinde arılarımızın ezeli düşmanları iş başında ağ kurdukları yetmiyor gibi arıları çiçeğin içinde bile yakalayıp kanlarını emmekteler.
biz yunus ile kontrollerimizi bitirdik bizim ekip arkadaşlarımız geniş detaylı kontroller ettiklerinden henüz bir kaç koloni anca bitirmişlerdi ekip dedimde sadece arılarımızı beraber götürdüğümüzden ekip diyorum çok saldırgan arıları olduğundan aşırı taciz olduğundan sıkıyor ortamları. birde tedirgin olduğum yüksek gerilim hattı sandığımdan da yakın ama şu ana kadar olumsuz etkilerini görmedik
bölgede ağ çiçeği ekimi aralıklı olarak yapıldığından geçen çiçeklerin olduğu gibi yeni açanlar ve orta kısında görünen henüz açmamış tarlalar mevcut.
bizim arıların bulunduğu yerden vadinin orta kısmında 4-5 yerde kolonilerin olduğu görülmekte yunusa dedimki şu görünen arıcı dostlarımızı ziyaret edelim nasıl olsa ekip in işleri2 saatten fazla surer gittik araba ile bir tur attık oalarda
bu koloniler 50-100 metre aralarla dizilmişler ama ne yazıkki yaradan bu arıcı dostlarımızla tanışmayı nasip etmedi çünkü hiç bir arılıkta insan yoktu sadece bir tanesinde kangal köpeği mevcut idi
üst satırlardada belirttiğim gibi arıların her tarafı sapsarı olmuş polen keselerinde polen mevcut değilve bir süre bir kaç koloniyi izlemeye aldım hiç polenli arı girişi olmadı kovanlara.
istemeye istemeye öldürmek
öldürmemek elde değil bu gün tam 1 haftadır arılıkta deponun kapısında karşılıyor beni ve kayboluyor bu gün yine her zamanki gibi arılığa gittiğimde orada yoktu. işlerim biraz kirlenmemi gerektireceğin den üzerimi değiştim arılıktaki kapalı alanı biraz daha büyütmem gerekiyordu yakıcı güneş altında çalışmak öyle yorduki beni depodan bişey almam gerekiyordu gittim depoya kapıdan depoya girmeye uğraşıyor içerisi bal koktuğundandır olacak ki deponun etrafından gitmemekte ya boş bulunulurda ısırırsa durum iyi olmaz birde hanım görürse hayatta arılığa gelmez onun gelmemesi benim işlerimin alt üst olması demek tir bu gün onu öldürmek zorunda kaldım epeyce uğraşıdan sonra öldürdüm onu ama çokda pişmanlık duydum öldürdükten sonra ama başka çaremde kalmadıydı çünkü gitmiyordu arılıktan.
11 Temmuz 2010 Pazar
yağmur ve çiçek
bu gün ara ara yağmur devam etti arılığımdaki bu çiçek de yağmur yağarken dahi hiç arı eksik olmadı üzerinden. geçen sene tohumları sonradan fide olarak söküp değişik yerlere dikebilme maksadı ile kasaya ekmiştim içinden 4 tane fide aynı cam güzeli çiçeği yaprağı gibi desenli oldu ben onları çekip eve getirdim son bahardı o zaman. dün evin alt kısmında o çiçekleri gördüm hanıma dedimki geçen sene çiçek getirmiştim arılıktan ne oldu aşağıdalar dedi bu gün arılığa gidince çiçeği inceledim tıpkı cam güzeli yaprakları gibi yarın nasip olursa onunda resmini çekip ikisinin karşılaştırmasını yapacam enteresan olan bu video yu çekmeden 10 dakika önce bardaktan boşanırcasına 10- 15 dakika yağmur yağdı yinede çiçeğin verdiği nektar bitmedi sulama yapıldığı sürece eylül ayı başlarına kadar nektar salgılamaya devam etmekte.
8 Temmuz 2010 Perşembe
KANDİL MESAJI
GÜNDÜZÜ BEREKET GECESİ RAHMET SABAHI MAĞFİRET OLAN BİR GÜNE KAVUŞTUK KAVUŞTURANA HAMD OLSUN YAŞAYABİLENE SELAM OLSUN. TÜM İSLAM ALEMİNİN VE ARICI DOSTLARIMIN KANDİL İNİ KUTLAR HAYIRLARA VESİLE OLMASINI CENABU HAKTAN NİYAZ EDERİM.
1 Temmuz 2010 Perşembe
cafer abinin arıları ve nokta gıdanın arılar için ürettiği meyve şekeri
- bu sayfaya yüklemeyi resimleri başka sayfaya yükleyip kopyalayıp buraya yapıştırdım ve de yayınladım.
- cumartesi günü öncelikle sait abinin kumburgazdan benim arılığa getirdiği kovanların sağımını yaptık 3 koloniden 20 çıta cıvarında balı oluştu biraz kumburgazın birazda kestane ve ıhlamur karışımı süper bir aroması oldu. bu arada arı kuşları rahat brakmamaya başladı ana arı adayları kızcağızları oldukça çiftleşmeden dönmeyen olmakta. kendi arılarımı kısmi olarak sağdım sırları az olanları almadım geçen hafta cumartesi pazar günü bu günkü kontrollerimde sırlamalaryarıdan fazlayı geçti yarında nasip olursa onları sağarım ve de allah nasip ederse pazartesi akşamı götürürüz arılarımızı trakyaya
haziran ayı başlarında temel peteğe ihtiyacım olan nikot yüksüklerini almaya gittiğimde nokta gıdadan ilyas beyle tanıştım meyvelerin özünden elde edilen şekerle arı şurubu yaptıklarını ve bu konuda çok iddalı olduklarını söyledi ben ilk bahar teşfiklerinde ve son bahar beslemelerinde invert şurup kullandığımı söyledim denememi tavsiye etti öncelikle kek yapmam gerektiğini söyleyincebu mamulle yapmamı önerdi ve 1 teneke üzüm özünden mamul şurupyolladı deneyip sonuçları yeniden paylaşacam sizlerle bahar beslenmesi için kendilerine 2 adet koloni tahsis edecem ve bende diğer kolonilerimi invert şurupla besleyecem ve onlara tahsis edeceğim 2 koloni ayarında 2 koloniyide kıyaslama yapabilme amacı ile eşit şartlarda besleme yapacam ve sonuçlar yine sizler ile paylaşılacak 
hazırlanan arı beslenmesi için hazırlanan meyve özlü şurup için iddia ettikleri konular üstteki iki resimde görülmekte
son
g
gönderilen teneke kargoda oldukça darp görmüş olacakki bayağı hasar görmüş
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

